Muğla Tabipleri Birliği Fethiye Temsilciliği  üyeleri, Sağlık Bakanlığı’nın randevu aralıklarını 5 dakika ile sınırlandırması konusunda Fethiye Devlet Hastanesi önlerinde yaptığı eylemlerle tepki gösterdi.

Fethiye Devlet Hastanesi  önünde açıklama yapılan eylemlerde “Bu uygulama daha çok istifa, daha çok hekim göçü, daha çok hastalık, daha çok sağlıksızlık, daha çok sağlıkta şiddet getirir. Halk sağlığını ve sağlık çalışanlarının sağlığını tehdit eden bu uygulamalardan hızla vazgeçilmelidir” denildi.

“5 DAKİKADA HEKİMLİK YAPILMAZ”

Hastane bahçesindeki çok sayıda sağlık görevlisinin destek verdiği eylemde Muğla  Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doktor Reyhan Korba konuştu.

Sağlık Bakanlığının başlattığı yeni uygulama ile Merkezi Hekim Randevu Sistemi’ndeki randevu aralığını 5 dakikaya düşürdüğünü hatırlatan Korba, “5 dakikada hekimlik yapılmaz” diyerek Sağlık Bakanlığına bu uygulamadan vazgeçme çağrısı yaptı.

Kasım ayına kadar her çarşamba hastane önlerinde bu uygulamaya tepki göstereceklerini söyleyen Korba, “Hekimlerin ve tüm sağlık emekçilerinin ülkenin dört bir yanından “Mesleğimizi yapamıyoruz”, “Nefes alamıyoruz”, “Geçinemiyoruz” isyanları yükselmekte. İstifalar, yurtdışı göçü hızla artmaktadır.Sağlık Bakanlığı sağlık hizmetlerinde niteliği değil niceliği önceleyen politikalarında ısrara devam etmektedir. Bu anlayışla yönetilen sağlık sistemi toplumun nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını ve hekimlik değerlerini yok saymaktadır. Hekimin isteği ve bilgisi dışında her 5 dakikada bir MHRS sistemi üzerinden randevular açılmakta, bu durum hekimin hastasına yeterli zaman ayırmasına, halkın da nitelikli sağlık hizmeti almasına engel olmaktadır.Muayene için yeterli zaman tanımamak, hekim-hasta ilişkisini birkaç dakikaya sığdırmak; hekimlik meslek etiği ilkelerimiz açısından kabul edilemez ve mesleki özerkliğimize yönelik bilinçli bir saldırıdır. Bu uygulama daha çok istifa, daha çok hekim göçü, daha çok hastalık, daha çok sağlıksızlık, daha çok sağlıkta şiddet getirir. Halk sağlığını ve sağlık çalışanlarının sağlığını tehdit eden bu uygulamadan vazgeçilmelidir.

“Covıd-19 meslek hastalığı sayılmasını ve yasalaşmasını, hekimler için 7,200 ek gösterge, tüm sağlık çalışanları için en az 3,600 ek gösterge ve pandemi dönemlerinde tüm sağlık çalışanlarına her yıl için 120 gün fiili hizmet süresi zammı talep ediyoruz”Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre sağlık çalışanları yaptıkları iş ve çalışma koşullarından dolayı özel olarak korunmalıdır.Birçok sağlık çalışanı aylık ortalama 160 saat civarında olan mesai saatlerine ek olarak 130 saat, hatta yasal olmayan şekilde aylık 130 saatten daha çok fazla nöbet tutmaktadır. Üstelik mesai ve nöbet süresi boyunca dinlenmek için mola kullanamamakta pandemi koşullarına uygun olmayan yemekhanelerde yetersiz gıda ile beslenmek ve sağlıksız koşullarda çalışmak zorunda kalmaktadır. Pandemi öncesinde söz konusu olan fazla iş yükü uzamış pandemi döneminde daha da artmıştı gerek sağlık çalışanlarının çalışma şartlarındaki artan yük gerekse diğer iş kollarına göre daha fazla hastalanma riski taşımaları, sağlık çalışanlarının diğer birçok meslek grubundan daha fazla yıpranmasına neden olmuşturGelinen aşamada ayrım gözetilmeksizin sağlık işyerlerindeki tüm çalışanlar için Türkiye’de ilk vakanın ilan edildiği 11 Mart 2020 den itibaren pandemi nin sonlandığı zamana kadar her yıl için 120 gün fiili hizmet süresi zammı uygulamasının gerekli olduğunu düşünmekteyiz” dedi.

 

“Toplum sağlığına yönelik politikaların başarısı sağlık emekçilerinin sağlığı, özlük ve ekonomik haklarının sağlanmasıyla gerçekleşebilir” diyerek sözlerini sürdüren Korba, “COVID-19 salgını gelir dağılımındaki eşitsizlikleri artırmış, işsizlik ve yoksulluğu derinleştirmiştir. Her gün yeni zam haberleri ile daha da görünür olan hayat pahalılığı, halkın gündemini işgal etmekte; her yerden “GEÇİNEMİYORUZ” sesleri yükselmektedir. Elbette hekimler ve sağlık emekçileri de bu yoksullaşmadan etkilenmiştir. Ek ödeme adaletsizliği ve mevcut performans sistemi çalışma barışını bozmaktan başka bir işe yaramadığı gibi, ne düzgün dağıtılabildi, ne de adil olundu. Ek ödeme adı altında verilen, geleceğimize hiçbir yansıması olmayan ücretlendirme modeli emek sömürüsünden başka bir şey değildir.Gün dayanışmanın, birbirimize güvenmenin, mesleğimizin taşıdığı güce güvenmenin, yaşam ve sağlık haklarımızı savunmanın ve geliştirmenin günüdür.Mesleğimize yapılan tüm bu saldırılara karşılık olarak bugün hekimlerin/sağlık çalışanlarının her zamankinden daha fazla bir arada olmaya ve örgütlü davranmaya ihtiyaçları var.

Uzun çalışma saatlerine,sağlıksız, güvencesiz işyerlerine, ek ödeme adaletsizliğine, mesleğimize müdahelelere, sağlıkta şiddete,  karanlığa karşı Mesleğimize, Meslek Örgütümüze Sahip çıkıyoruz.Susmuyoruz, Susmayacağız, Mücadelemizden Vazgeçmeyeceğiz!” ifadelerinde bulundu.