Yorum Gönder

Yazarın Diğer Yazıları



Emekli Müftü Halik Arık


VEFÂ ve DOSTLUK!…

Kainatın Efendisi, İslâmiyet’i tebliğ etmeye başlamıştı.


Süt annesi Hz. Halime, eşi Haris ve iki çocuğu Peygamberimizin süt kardeşleri (Abdullah ve Şeyma) Müslüman olmuştu.

İnsanların artık grup grup hidayetle şereflenmeye başladığı o dönemde, Ebu Cehil’in oğlu İKRİME de Mekke’nin fethinden evvel Müslüman olmuş, İslâm ordusunda yerini almıştı.

Bu ordunun büyük başarı kazandığı savaşlardan biri de Huneyn Savaşı’dır. Bu savaşta Mümin’ler altı bin kişiyi esir almıştı. Bu esirler içinde Peygamberimizin sütkardeşi Şeyma’nın kabilesi de vardır.

 

Hz. Şeyma bir ara bu esirlerin arasına girdiğinde İKRİME  R.A.: “Sen Rasulullah’ın süt kardeşisin, lütfen esirlerin içerisine karışma. Onların hesabı çok ağır!” diye uyarır.

Hz. Şeyma ise: “Onlar benim kavmim, akrabalarım, bırakamam onları! diye cevap vermektedir.

Tartışmanın uzaması üzerine, Hz. Şeyma Hz. İKRİME, ye“Rasulullah’tan bir ricada bulunmak istiyorum.” der. O da Efendimiz’e sorup gelir ve onu beklediğini söyler.

Hz. Şeyma yıllardır Peygamber’imiz’i görmemiştir.

Çadırdan içeriye girerek şöyle seslenir: “Ya Rasulallah ben senin sütkardeşin Şeyma’yım!” Allah Rasulü “Delilin var mı?” diye sorar. Bunun üzerine Hz. Şeyma: “Sen çok küçüktün ve ben seni arkamda taşırken, benim omuzumu ısırmıştın.” der.

 

Peygamberimiz onu tanır, çok duygulanır ve gözleri yaşarır.

Hemen ridasını (cübbesini) çıkarıp yere serer ve sütkardeşini oturtur. Pek çok ikram ve iltifatta bulunur. “İstersen” der; “benim yanımda kal, ikram ve sevgi gör. İstersen sana mal vereyim, kabilenin yanına dön.” Hz. Şeyma: “Ya Rasulallah; benim bütün akrabalarım esirdir. Lütfen söyleyin, onlara iyi davranılsın.” diye cevap verince, Hz. Peygamber A.S. Hz. İkrime’ye Huneyn’de kaç esir alındığını sorar. O da altı bin esir olduğunu bildirir. Efendimiz: “Esirlerin hepsi serbesttir.

Herkes dilediği yere gidebilir.” buyururlar.

Bu o zamanki savaş kurallarına göre olmayacak bir şeydi. Çünkü esirlerin ya diyet ödemesi, ya okuma yazma öğretmesi ya da çalışması şarttı.

Ama bu kaide bozuldu. İKRİME hayretler içerisindeydi ama emri veren Allah’ın elçisiydi.

Hz. İkrime emri yerine getirmek için dışarı çıkmıştı.

Bu emre rağmen Hz. Şeyma mutlu değildi, ağlıyordu.

Efendimiz onun bu halini görünce: “Memnun değil misin ya Şeyma, istediğin bu değil miydi?” diye sorar.

Elbette kavminin esirlikten kurtulması sevindiriciydi. Fakat o, bir mümine yakışan olgunlukla onların manevi esaretten, küfürden de kurtulmalarını istiyordu.

“Başlangıçta bunu istiyordum ama düşündüm ki esirlikten kurtulacaklar da ne olacak?

Onlar nefislerinin esiri. Üç-beş gün sonra bu esarette ölüp, telef olup gidecekler.” cevabını verdi.

Biliyordu ki Allah Rasulü A.S.’ın duaları rahmet kapısının anahtarıydı. “Merhamet et ya Resulallah! Dua buyur, Allah bunları nefislerinin esaretinden kurtarsın.” diyerek asıl arzusunu dile getirdi.

Ve… Efendimiz’in duasıyla birlikte, aynı anda iki kilometre öteden sesler geliyordu: “Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allah Ekber!””

Mucizeler Zinciri

Bu, Hz. Şeyma’nın Allah Rasulü’ne sevgisinden kaynaklanan bir mucizeydi.

Yüce Allah bu sevginin hatırına neler ihsan etmezdi!...

Olağanüstü olaylar bu kadarla da bitmiyordu. Hz. Şeyma’nın kabilesinden altı bin kişi hidayete ermiş, Müslüman olmuş fakat kocası Bigat iman etmemişti.

Bu olay Hz. Şeyma’yı çok üzdü.

Bigat’ın iman etmesini o kadar çok istiyordu ki!

Bunun üzerine Rasulullah A.S: “Ey Şeyma; Bigat’ın kalbi mühürlü ama Rabbimin izniyle o da olacak.” buyurdular.

 

Gerçekten de bir süre sonra Bigat geldi ve İslâm’ı kabul etti.

Bu nasıl bir sevgi ki, mucizelere sebep olabiliyor!

Bir kavim yüzünü Allah’a çeviriyor. Hz. Şeyma’nın bu rahmanî sevgisinde ne anlamlı ibretler var! Bugün biz, ailemizden, komşularımızdan, içinde yaşadığımız toplumdan şikayet ederken kendi nefsimizi, kalbimizi ne kadar hatırlayabiliyoruz? Oysa her şeyi değiştirecek o tılsım bizim kalbimizde gizli.

Tıpkı Hz. Şeyma gibi…

Muhteşem bir “vefa ve vefakarlık” örneği….

Birçoğumuz VEFA kelimesini İstanbul’da “Boza ve Yokuşu” ile meşhur olan bir semtin adı olarak biliriz.

Meğer “VEFA” yerine göre 6 bin kişinin imanına vesile olabiliyormuş…

Meded Allah’ım Medet...

Selam kardeşlerim. Bu yazıyı okudu iseniz, Allah rızası için lütfen bir kere daha okuyunuz…

Allah’a emanet olun efendim…

Halil Arık

31.07.2022