halilarik @ gmail.com

Kavala’lı Kızıl soros ve onun yardakçılarına duyurulur”.
**
BU VATAN BİZİM...
BU MEMLEKET BİZİM...
BU TOPRAKLAR BİZİM...
Biz; Tarihini harp meydanlarında yazmış,
Talihini meydanlarda denemiş,
At üstünde doğmuş, At üstünde ölmüş bir neslin çocuklarıyız.
Askere gitmeyi vatan borcu, namus borcu bilmişiz, “Peygamber Ocağı” olarak kabul etmişiz...
Anamız-Babamız bizi askere uğurlarken, “Haydi oğlum haydi git, Ya Gazi ol yâ şehit” diye uğurlardı.
Bu milletin çocukları; Askere giderken düğüne gider gibi giderler
Biz askerlerimizi; Davullarla, zurnalarla, zeybek oynayarak, halay çekerek, horon teperek tekbirlerle, dualarla uğurlarız...
Biz cepheye giderken “ölürsem şehid, kalırsam gâzi”diye gideriz...
Bu asırlardan bu yana böyledir.
Kıyâmet sabahına kadar da böyle devam edecektir İnşâAllah...
****
İşte gördük;
Türk ordusu başını gösterince kimin dost, kimin düşman olduğu ortaya çıktı. Herkes içinde ne varsa onu kustu.
Bir zamanlar irticalen hutbemizi irad ettikten sonra;
“Ne ararsan Yıldız da var, Ay’da var,
Türk’e ancak Türk’ten fayda var”
Sözlerini söyleyerek minberden inerdik.
O zaman bizi ırkçılıkla suçlayanlar olmuştu.
Halbuki ki bilirlerdi ki; bunun ırçılıkla zerre kadar ilgisi yoktu,
Bunun böyle olduğu, içinde bulunduğumuz şartlar da olduğu gibi, tarihi tecrübelerle sabit olmuştu.
Sağımızda solumuzda dolaşanlar, bırakın dolaşmayı ekmeğimizle beslenenler bile sırtını dönüverdiler.
Kimisi sınırlarından içeri almayacak, kimisi silah satmayacak, vs.vs.....
Her birisi ayrı bir yerden çemkirmeye başladılar.
Geçti o günler, karşınızda eski Türkiye yok artık...
Soros’un yerli uşağı “kızıl soros” derdest edilince kimisi içerden kimisi tepinmeye başladılar.

“Kavala’lı kızıl soros niye hapiste”...

Biz bunların topuna birden; elçi’lerine, sefir’lerine,sefil’lerine şairin diliyle şöyle sesleniyoruz.

“Dinimiz Haktır, sözümüz Haktır, yolumuz hak,
‘Baskılar, yaptırımlar’ vız gelir bize,
Dönersek yolumuzdan alçağız alçak
Ürdükçe köpekler hız gelir bize” (1)

“Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz.” (2)

“Doğacaktır bize, va’d ettiği günler hakkın
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın” (3)

“Yarınlar elbet bizim, elbet bizimdir
Gün doğmuş, gün batmış bizimdir”(4).
Vesselam

---

Allahım!...
Göklerde ve yerde, dünyada ve ahirette alemlerin Rabbi Allah olarak Hamd yalnız sana mahsustur.

Mükevvenâtın yaratılışına vesile olan, Peygamberlerin hem evveli, hem ahiri, Peygamberlerin sultanı Muhammed Mustafa ( Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) efendimize ve onun bütün sevdiklerine Salât ü Selâm olsun.

Gecelerimiz, gündüzlerimiz, sabahlarımız nur olsun, gönlümüz huzurla dolsun. Rızkımız Helal bol ve bereketli olsun.
Evliya yurdu, şüheda burcu bu cennet vatan,
huzur ve güvenle dolsun...

Rabbim!
Gözümüzün nuru, canım vatanımız pâyidâr olsun.
Aziz milletimiz ve ülkemizde yaşayanlar bahtiyar olsun.
Rabbim bu mübarek milleti her türlü belâdan korusun...
Peygamberimizin iltifâtına mazhar olan ŞANLI ASKERİMİZİ, Top yekün islam alemini, insanlığı Rabbim muhafaza eylesin...

Önden gidenler, öne düşenler savrulmasın, ayakları kaymasın, kindar olmasın, onların arkası sıra gidenlerin umutları boşa çıkmasın....
Lime-lime olmuş Gönüller bir ve beraber olsun...

Kördüğüm olmuş cümle dertlerimiz hall-ü âsân olsun.
Cümle hastalar şifa bulsun, dertler dermanla buluşsun.
Şimdi bütün dünya bu millete selam duruyor.
Yarabbi!
Bu şerefli milletin izzet ve şerefi daim olsun, kıyâmet sabahına kadar var olsun...
Rabbim!
İki yüzlü, hatta yüzsüz milletlerin ve onların liderlerinin oyun ve tuzaklarından ve şerrinden bu Aziz Türk milletini ve şanlı askerimizi korusun, oyunlarını ve tuzaklarını başlarına geçirsin...
Rabbim bu aziz Millete, kıyamet sabahına kadar ayakta kalabilmeyi lütfeylesin.
Rabbim tarihi şanla-şerefle dolu bu aziz milleti, her türlü sıkıntıdan, tuzaktan, kaostan, terörden muhafaza eylesin..
Allah (c.c.)hepimizi korusun
Sevgisi İle doyursun...
Vakitlerimiz mübarek olsun.
Allah’ın selamı üzerinize olsun.
Allaha emanet olasınız